TİCARİ KREDİ TEMİNATLARINDA YENİ DÖNEM

6750 sayılı Kanun ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana kolay erişebilmesi sağlayarak rekabet imkânlarını artırmayı ve ekonomiye katkılarını büyütmeyi amaçlanmıştır.

20.10.2016 tarihinde kabul edilerek 28.10.2016 tarihli ve 29871 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu 01.01.2017 günü itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

6750 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle artık 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu da yürürlükten kaldırılmıştır. Hüküm bulunmayan haller hariç olmak üzere Medeni Kanunun Taşınır Rehnine ilişkin hükümleri de bundan sonra uygulanmayacaktır.

6750 sayılı Kanun ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana kolay erişebilmesi sağlayarak rekabet imkânlarını artırmayı ve ekonomiye katkılarını büyütmeyi amaçlanmıştır.

Ticari İşletme Kanunundan farklı olarak 6750 sayılı kanuna göre artık taşınırlar üzerinde ticaret unvanı ve işletme adından bağımsız olarak işletmenin taşınırları üzerinde ayrı ayrı rehin tesis edilebilecektir. Geçmiş uygulamada taşınırların rehni ancak zilyetliğin devri ile gerçekleşebilmekte ve alacaklı tarafından kabul edilme mecburiyeti bulunmamakta idi. 6750 sayılı Kanun ile artık zilyetliğin devri söz konusu olmaksızın taşınırın rehnedilebilmesi mümkün kılınmıştır. Ancak rehinli taşınırı elinde bulunduran borçlu taşınırın değer kaybına uğramasını önlemekle mükelleftir. Şöyle ki, rehin sözleşmesine konu taşınır borçlu yedinde kalmaya devam edecek bununla beraber borçlu elinde bulundurduğu taşınırı özen yükümlülüğü ilkesine uygun olarak koruyacaktır.

6750 sayılı Kanunun kapsamına aldığı rehin sözleşmeleri, kredi kuruluşları ile tacir, esnaf, çiftçi, üretici örgütü, serbest meslek erbabı gerçek ve tüzel kişiler arasında veya tacir ile esnaflar arasında düzenlenebilmektedir. Bu tip ticari sözleşmelerde, (örneğin ticari kredi sözleşmelerinde) artık işbu kanunda sayılan taşınırlar, Rehinli Taşınır Siciline kaydedilerek teminat gösterilebilecek ve işbu teminatlar bankalar tarafından kabul edilebilecektir. 6750 sayılı Kanun, Rehinli Taşınır Sicilini kurmak suretiyle taşınırların teslim alınmaksızın rehnedilmesinin önünü açmış ve bu yolla taşınırlara ilişkin rehin işlemlerini aleni hale getirmiştir. Ayrıca yine işbu 6750 sayılı Kanun ile birlikte üçüncü kişilerin bilgi alması ve hukuki durumlarının belirlenmesinde şeffaflık sağlamıştır. Sicildeki şeffaflık ve aleniyet taşınırın rehin olarak kabul edilmesinin önündeki tereddütleri kaldıracaktır.

6750 sayılı Kanuna göre; her türlü mevcut veya müstakbel alacak ya da taşınır üzerinde rehin hakkı kurulabilmesine imkân tanınmıştır. Rehne konu taşınırlar işbu 6750 sayılı kanunda sınırlanmış olup bu taşınırlar; alacaklar, çok yıllık ürün veren ağaçlar, marka, patent, endüstriyel tasarım gibi fikri ve sınai mülkiyete konu haklar, hammadde, hayvan, her türlü kazanç ve gelirler, başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar, kira gelirleri, kiracılık hakkı, makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı, sarf malzemeleri, stoklar, tarımsal ürünler, ticaret unvanı veya işletme adı, ticari plaka ve ticari hat, ticari proje ve vagondur. Ticari işletme veya esnaf işletmesinin tümden rehnedilmesiyle ise işletmeye ait her türlü varlık rehnedilmiş sayılır.

6750 sayılı Kanuna aykırı olmayacak şekilde tarafların hak ve yükümlülükleri sözleşme ile belirlenebilir. Sözleşmede taşınırın ayırt edici özelliklerinin de belirtilmesi gerektiği öngörülmüştür. 6750 sayılı Kanun zorunlu olmamakla birlikte taraflara rehin hakkının kurulması öncesinde rehin verenin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince yaptırılan bilirkişi aracılığıyla taşınırın değer tespitinin yapılabileceğini öngörmüştür. Değer tespiti ise alacaklının mahkemeye başvurusu ile yapılacaktır.

Bir taşınır üzerinde birden fazla rehin tesis edilmesi halinde; rehnin sicile kaçıncı dereceden tesis edildiğinin işlenmesi yoluna gidilebileceği gibi sıra belirtilmeyerek rehinlerin tesis edildiği tarihe göre sıralama yapılması mümkün kılınmıştır.

Rehne konu olan asıl borcun muaccel olmasına rağmen borçlu taraf haklı bir sebep olmaksızın ifayı yerine getirmezse rehnin paraya çevrilmesine ilişkin alacaklının başvurabileceği 3 yöntem yine aynı kanunda belirlenmiştir. Bu yöntemlerden ilki icra müdürlüğü vasıtasıyla mülkiyetin devrinin gerçekleştirilmesidir. İkincisi alacağın Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyet gösteren varlık yönetim şirketlerine devredilmesidir. Üçüncü ve son yöntem ise zilyetliği devredilemeyen taşınırların kira ve lisans haklarının kullanılmasıdır.

Özetlemek gerekirse; rehinli taşınır sicili sayesinde artık ticari işlemlerde taşınırların teminat gösterilmesi usulüne güven artacak; bu vesileyle orta ve küçük ölçekli işletmelerin kredi ve finansmana ulaşmaları kolaylaşacaktır.