SENE İÇERİSİNDE ARAÇ ALIM-SATIM FAALİYETLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ

Araç alım satımının dört milyona dayanmasının ardından Maliye, vergi gelirlerini artırmak amacıyla araç alım satım işi ile uğraşan komisyoncular takibe alındı.

GİRİŞ

Türkiye’de ikinci el araç alım satımının dört milyona dayanmasının ardından Maliye, vergi gelirlerini artırmak amacıyla araç alım satım işi ile uğraşan komisyoncular takibe alındı. Bir yıl içerisinde üçten fazla araç alıp satan komisyoncular. Gelir İdaresi Başkanlığı’nca oluşturulan bilişim sisteminde görünüyor. 2011 yılı içinde takipteki 1 milyon 686 bin mükelleften 623 binine mektup gönderilerek vergi dairesine çağrıldı. Türkiye genelinde 40 bini kayıtlı, 60 bin civarında ise kayıt dışı olmak üzere yaklaşık 100 bin civarında galerici bulunuyor.

2011’de 3 milyon 700 bin ikinci el araç noterler aracılığı ile el değiştirdi. Bunun 1 milyon adedi galericiler tarafından yapıldı. Geriye kalan alım satımlar ise komisyoncular tarafından gerçekleştirildi. Makalemiz konusunu da bu büyük oranda olan kayıt dışı araç alım satımı yapan kişilere yönelik cezalar ve hukuki boyutu yer almaktadır.

KAYIT DIŞI GALERİCİLİK FAALİYETİ VE UNSURLARI

Gelir Vergisi Kanunun 37. maddesi hükmü  gereğince bir takvim yılı  içerisinde birden çok   motorlu  araç  alım satımının  yapılması ticari faaliyet  olarak değerlendirilmektedir. Bu  işi  sürekli yapanlara   vergi dairesi resen geriye dönük olarak mükellefiyet tesis etmektedir. Buna istinaden ise beyan edilmeyen gelirin, basılmayan faturanın ve kayıt dışı işlem yapılmasından ötürü bir diğer anlatımla vergi kaçakçılığından ötürü fahiş vergi ceza ihbarnameleri bu kişilere gönderilmektedir.

BEŞ ADET ALTINDA ARAÇ ALIM SATIMI MÜKELLEFİYET TESİSİ VE VERGİ CEZASINA YOL AÇMAYACAK

T.C. Maliye Bakanlığı’ nın İstanbul Gelir İdaresine göndermiş olduğu yazıda gelir oluşması için en az beşten fazla aracın bir sene içerisinde alınıp satılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Araç alım satımı ticari bir organizasyon içerisinde yapıldığında, alım satımın ticari faaliyetin bir unsuru sayılması, ancak ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurları ile açıkça belli olmadığı, hallerde ise faaliyetin devamlılık kasıt ve niyeti ile yapıldığını belirleyen objektif ölçü olarak, muamelede çokluk olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu itibarla, ticari bir organizasyon olmaksızın araç alım satım faaliyetinde bulunulması durumunda, faaliyetin devamlılık kasıt ve niyeti ile yapıldığının tespit edilmesi, ayrıca birden fazla araç satışı bulunan şahıslar hakkında her bir olayın kendi özelliği içerisinde değerlendirilmesi, gerekirse ilgili şahısların bilgisine başvurulmak suretiyle gerekli tespiti ve tetkiklerin yapılarak şahsi ihtiyaç kapsam ve sınırlarının dışında araç alım satımının tespiti halinde, ticari kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir[1].

Araç alım-satımlarında ticari faaliyetten bahsedilmek için devamlılık unsurunun varlığı önem arz etmektedir. Burada sorun devamlılığın hangi ölçüye göre belirleneceğidir. İşlemdeki birden fazlalık devamlılığın belirlenmesinde bir ölçü olabilir. Ancak bu takdirde de devamlılıktan bahsedilmek için işlem sayısının ne olması gerektiği sorunu çıkmaktadır.

Gelir İdaresinin çalışma ve değerlendirmelerinde 5 araçtan daha az sayıdaki alım satım işlemlerinde yeterli çokluğun oluşmadığı 5 araçtan az sayıdaki işlemlerin çoğunlukla şahsi ihtiyaç için olabileceği, dolayısıyla bu işlemde devamlılık olmadığı kanaati oluşmuştur.

5 araç ve daha fazla sayıdaki araçların alım-satım işlemlerinde ise devamlılık unsurunun oluşmuş olabileceği, dolayısıyla bu işi yapanların amacının kar sağlamak olduğunu kabulünün gerektiği düşünülmektedir[2].

Gelir İdaresi Başkanlığı, Denetim Grup Müdürlüğünce yapılan tespitler sonucu hazırlanan Araştırma Raporu ile Gelir İdaresi Başkanlığının yazısı birlikte değerlendirildiğinde ise şu sonuçlara ulaşılacaktır;

Aynı yıl içerisinde 5 ve daha fazla sayıdaki araç alım-satım işlemi yapanların incelemeye sevk edilmesi gerekmektedir.

Aynı yıl içerisinde 5’ten az sayıdaki araç alım-satım işlemi yapanlar hakkında ise;

Bu işlemlerin şahsi ihtiyaç kapsamında olduğu ve devamlılık arz etmediği anlaşıldığından bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilmemesi,

Bu kapsamda mükellefiyet tesis edilmiş olanların 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’ nun 118’ inci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü gereğince mükellefiyetlerinin tesis tarihi itibarıyla terkin edilmesi[3], söz konusu mükellefiyet nedeniyle yapılan tüm tarhiyatların (kesinleşen tarhiyatlar dahil) Vergi Usul Kanunu’ nun 120 ve 121’ inci maddeleri gereğince düzeltme işlemlerinin yapılması[4],

Bu kapsamda mükellefiyet tesis edilmiş olanlardan incelemeye ve/veya matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilenlerin, inceleme taleplerinin ve/veya takdire sevk fişlerinin geri çekilmesi ile gerekli diğer işlemlerin yapılması gerekmektedir[5].

Böyle bir durumda olan kimse için  hem  gelir vergisi, KDV, muhtasar ve geçici vergiler yönünden  vergi kayıtlarının  açılması  zorunludur.   Bunun  yanı sıra mükellef,  defter  tasdik ettirmesi kazancını işletme veya bilanço esasına göre tespit etmesi  gerekir. Ayrıca bu mükellef, noterden  veya anlaşmalı matbaadan  fatura bastırılması  gerekmektedir. Gerçek usulde vergi kaydı açılan mükelleflerin gelir vergisi, KDV, gelir geçici  vergi yönünden  mükellefiyet kayıtları  idare tarafından  açılmaktadır.   Bu şekilde kaydı açılan mükelleflerin   her ay düzenli mükellefiyetlerini yerine getirmeleri zorunludur. Başka bir anlatımla, vergi kaydı açılan mükellefler, elektronik beyan yoluyla  aylık KDV beyannamelerini internet üzerinden vergi dairesine sunmak zorundadırlar[6].

ARAÇ ALIM SATIMINA YÖNELİK VERGİ DAİRESİ TARAFINDAN KESİLEN ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI TARTIŞMALIDIR

Gelir İdaresi Başkanlığı, 2010 yılının sonlarından başlamak suretiyle 2007-2011 yılları arasında geçen sürede GVK nun 37. maddesini kayıt dışı araç alım satımı yapanların yüklendiği ağır sorumluluklar ve GVK’ nın 37. maddesini gerekçe göstermek suretiyle bir yılda birden fazla ve süreklilik arz eder bir biçimde araç alım satımı yapan kişileri, gerek Vergi Dairesi Başkanlıklarını ve gerekse Defterdarlıkları  harekete geçirmek suretiyle re’ sen ve geriye dönük mükellef yapılmalarını sağladığı güncel ve çokça tartışılan bir konu olduğu bilinmektedir.
Ticari yaşamın vergi hukuku bağlantısında dönemsellik ilkesi geçerli olup bir takvim yılını içeren dönem; 1.1…..-31.12…. tarihleri arasındaki dönemdir. VUK’ un 353. maddesiyle, vergi yasalarında sayılmış bulunan belgelerin verilmemesi ve alınmaması Özel Usulsüzlük cezasını gerektiren bir fiil olarak tanımlanmış bulunmaktadır.

VUK’ un 353’ üncü maddesiyle gerek incelemelerde gerekse tutanaklarla yapılan tespitlere dayalı olarak geriye dönük mükellefiyet tesisi yani hesap dönemi kapandıktan sonra yapılan tespitlere dayalı olarak özel usulsüzlük cezaları kesilmektedir. Ancak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 7.5.2010 tarihinde vermiş olduğu bir ısrar kararının bozulmasını içeren kararında; aslında belirtilen gerekçelerle bu güne kadar kesilmiş ve halen kesilmekte olan özel usulsüzlük cezalarının VUK’ un 353. maddesinin konuluş amacına uygun olmadığına yönelik önemli bir nitelendirmesi de mevcuttur.

Nitekim yüksek mahkeme, belirtilen kararında, detaylı bir hukuki yorumlama yaparak, özellikle 353. maddenin 2365 sayılı Yasa’ nın 80. maddesiyle değiştirilmesine ilişkin madde gerekçesi üzerinde durmak suretiyle kanun koyucunun madde gerekçesinde vergi güvenliğini sağlayacak tedbirler arasında, vergilendirme döneminin bir diğer anlamda takvim döneminin kapanmasından sonra yapılacak incelemelerden ziyade cari yıl içinde  mali kontrollere önem verildiğini, fiilin işlenmesinden yıllarca sonra yapılmakta olan vergi incelemelerinde vergi ziyaı ile ilgili delil ve izlerin çoğunlukla ortadan kalkmış olması nedeni ile bu tür incelemelerin belli bir ölçüde etkili olabildiği,  anında yapılacak kontrollerle, geliri doğuran olayların maddi bünyesi ile kayıtlar arasında ilişki kurulmasının mümkün olabileceği, anında yapılacak kontrollerin, belirtilen etki ve faydaları sağlayabilmesi, belli bir disiplin içinde yürütülmesi, vergi kanunlarına aykırı harekete yönelme istidadında olanların ihtar mahiyetindeki cezalarla tecziye edilmesi şartına bağlı olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen ve yasa yapıcı tarafından fatura ve benzeri belgelerin alınıp verilmemesi suretiyle mükelleflerin belge düzenine aykırı davranışlarının vergi kaybı doğup doğmamasına bakılmaksızın ve vergi kaybı doğmasını önleyici biçimde yaptırıma bağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla 353. madde, takvim yılının kapanmasından sonra ve zamanaşımı süresi içinde vergi incelemesiyle belirlenen ve vergi kaybı doğuran olaylardan yola çıkılarak, yılı içinde belge düzenine de aykırı davranıldığı yaklaşımıyla ceza kesilmesini öngören bir düzenleme içermediği üzerinde duran yüksek mahkeme; “… vergilendirme dönemine ilişkin işlemleri incelenen davacı adına, hesap döneminin kapanmasından sonra … tarihinde düzenlenen vergi inceleme raporunda, verdiği hizmet için fatura düzenlemediği sonucuna ulaşılarak özel usulsüzlük cezası kesilmesi, maddenin öngörülüş amacına uygun düşmediğinden davanın reddine ilişkin ısrar kararında yargılama usulüne ve hukuka uygunluk görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; Vergi Mahkemesinin ısrar kararının bozulmasına, oyçokluğu ile karar verildi”. Yüksek mahkeme hükmünü değerlendirmek gerekirse; açık ve net bir şekilde özel usulsüzlük cezasının, cari dönem içinde yapılan belge düzenine uymama fiillerini kapsamakta olduğunu ve dönem kapandıktan sonra, yani 2010 yılında bir belge düzenine uymama fiilinin 2011 yılında hangi sebeple tespit edilirse edilsin Özel usulsüzlük cezası kesilemeyeceğini, böyle bir uygulamanın, maddenin konuluş amacına aykırılık teşkil ettiğini ve usul ve hukuka uygun olmayacağına karar vermiş bulunmaktadır. Mükelleflerin, gerek inceleme ve gerekse yoğun ve yaygın vergi denetimleri sırasında, bu hususta bilinçli olmaları gerektiği, idarenin de inceleme raporları ve tutanaklarla yapacakları tespitlerinde, bu yönden gerekli özeni göstermeleri gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır[7].

SONUÇ

Araç alım satımların hukuki boyutu konusunda özellikle Maliye Bakanlığı’ nın İstanbul Vergi Dairesi’ ne göndermiş olduğu yazının tüm Türkiye’ de uygulanması gerekmektedir. Gerek Gelir İdaresi Başkanlığına ait yazı gerekse Denetim Grup Müdürlüğü’ nün Araştırma Raporuna binaen bu oluşturulan sonuçların özellikle beş ve daha fazla sayıdaki araç alım satımlarının incelemeye sevki ve beşten az araç alım satım yapan kişilerin ise hukuki anlamda herhangi bir yaptırımla karşı karşıya gelmemesi gerekir. Çok tartışmalı olmakla birlikte araç alım satımdan dolayı kesilen özel usulsüzlük cezasının ise dönem içerisinde kesilmesi gerektiği ile beş yıllık zamanaşımı içerisinde denetim elemanlarının herhangi bir şekilde tespiti sonucunda da bu cezanın kesilebileceği uygulamada karşılaşılmaktadır. Nitekim yargıda da her iki yönde kararlar mevcut olmasına karşın kanaatimizce de tespit ve denetim ayrımının çözümlenmesi ve bunun sonucunda bu cezanın hukuki vahameti tartışılmalıdır. Zira özel usulsüzlük cezalarının amacı en nihayetinde bir cezai müeyyide değildir. Belge tutulmasını ve vergi alışkanlığını sağlanması amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. Sonuç olarak çalışma konumuz olan araç alım satım konusunda ticari hayatın gereklerinden olan devamlılık şartının gerçekleşmesi için araç alım satımın beş adetin altında olması halinde devamlılık unsuru gerçekleşmemiş olacak ve özel usulsüzlük cezası kesilemeyecektir.

Madde 120

Düzeltme yetkisi ve reddiyat:

Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.

Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.

(Ek fıkra: 25/12/2003-5035/2 md.) Nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerde ve kanunları gereğince mükelleflere yapılacak iade ve mahsup işlemlerinde, düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

(Ek fıkra: 28/3/2007-5615/20 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı vergi dairesinin görev ve yetkilerini haiz olarak faaliyete geçen vergi dairesi başkanlıklarında düzeltme yetkisi vergi dairesi başkanına ait olup, başkan bu yetkisini ilgili grup müdürlerine ve/veya müdürlere devredebilir.

Re’sen düzeltme:

Madde 121 – (Değişik : 23/6/1982 – 2686/21 md.)

İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.

KAYNAKÇA

[1] Gelir İdaresi Başkanlığı Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından belirlenip vergi dairelerine gönderilen birden fazla araç alım-satımı yaptığı halde mükellefiyet kaydı olmayan kişilerle ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 04/05/2012 Tarih ve 48938 Sayılı yazı

[2] Ayrıca, konu ile ilgili olarak Denetim Grup Müdürlüğünün 22/06/2012 tarih ve İNO-5/1591 sayılı yazısı ekinde alınan 15/06/2012 tarih ve DGM-2012/1 sayılı Araştırma Raporu

[3] Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 118/3:

Mevzuda hata: açık olarak vergi mevzuuna den müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır

[4] Vergi Usul Kanunu (VUK)

[5] Gelir İdaresi Başkanlığının İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğüne hitaben “İkinci el araç alım-satımında mükellefiyet tesisi” konu, B.07.GİB.4.34.02-105 (153-2012/VUK2-6500) 10426 Sayı ve 29/09/2012 tarihli yazısı

[6] ALPASLAN Mustafa “Sene İçerisinde Sık Sık Araç Alım-Satım İşlerinin Vergilendirilmesi” ,   E.A.: http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/mustafaalpaslan/045/ adresinden E.T.23.02.2013

[7] ASLAN Esadullah, “Seyyar oto alım satımı yapanların içine düştüğü çıkmazlar, yüklenilen ağır sorumluluklar.” E.A.: http://www.iktisadidayanisma.com/Seyyar-oto-alim-satimi-yapanlarin-icine-dustugu-ci/Yazi/db1daa02-1283-4faa-9986-1ee1ae66c395.aspx,